Sex and the City 2

7/15/2010

sex-and-the-city-2

Okuyucudan gelenler’e uzun zamandır bir katılımda bulunmak istiyordum. Kısmet bu güneymiş, katılımım biraz kendi tarzımda oldu. Ben yazarak bir paylaşımda bulunmak istedim. Dün “Sex and The City 2”yi izledim. Onlar hakkında yazmak istediğim yazıyı paylaşmak için buradan daha uygun bir yer düşünemedim. (kendi blog sayfamı bile egale ettim)

“Sex and The City” hayatıma gireli sadece bir sene oldu. Birçoğunuzun yıllarca onları takip ettiği düşünülürse ben çok tazecik bir takipçi oluyorum. Onlarla tanışmam bir sene önce kendime özel tek başıma bir eve taşınmamla başladı. Yabancı dizileri takip edebilmek için taktırdığım uydu sayesinde yıllardır içinde olmak istediğim “Sex and The City” dünyasına dalıverdim.

Evde yalnızdım, 7/24 beraber olduğum sevdiğim askere gitmişti. Üzgündüm… Kendimi dizilere verdim, çoğunu şuursuzca izliyordum ki, onlarla tanıştım. Gece yarısı veriliyordu ve ben bütün gün akşam olmasını bekliyordum. Özellikle internet üzerinden izlemek istemedim, işin içine biraz heyecan katmak istedim sanırım. Her gece terapi seansı gibi geçiyordum televizyon karşısına ve kadınların dünyasında kayboluyordum.

Üniversite bitmişti ama iş bulamamıştım, bir senedir evdeydim. Sevdiğim de gitmişti. Kendimi umutsuz ev kadını gibi görmeye başlamadan önce şehir kadınları ile tanışmam hayat verdi hayallerime. Yüksek lisans başvuruları açıldı, katıldım, kazandım.

O sıra bir baktım “Sex and The City Movie” onu da izleyiverdim. Gördüm ki, sevenler zor da olsa kavuşuyor, sevdiğimi beklediğim günlerime ışık oldu. Hatırladım ki, kadınlar çalışınca harikalar yaratıyor, yeni bir okula başladığım günlerime hız verdi. Bildim ki, arkadaşlıklar kadar değerli bir hazine yok onlar her an bizimle, can dostlarımla görüşemediğimiz günlerime teselli oldu.

Bir sene bitti. Sevdiğimin gelmesine çok az kaldı, okulumun ilk senesi bitti, can dostlarımdan birinin farklı bir hayata geçişini kutlamamıza çok az kaldı. Bu dönemde Carrie, Miranda, Samantha ve Charlotte benimleydi. Hepsinden bir parça güç veriyordu yaptıklarıma. Carrie ile yazıyordum, Miranda ile öğreniyordum, Samantha ile güzelleşip, Charlotte ile sevdiğimi bekliyordum.

Onlar benimleyken ikinci filmlerinde onları yalnız bırakmak bana yakışmazdı. Kim ne derse desin, ben filmi beğendim. Bu bir sanat filmi değil ki, bu bir gişe filmi değil ki, bu bir Hollywood filmi değil ki. Bu bir hayatın devam filmi, bu bir kadın filmi. Varsın kurgu yeterli olmasın, varsın kadınlar artık yaşlansın, varsın müzikler etkileyici olmasın… Hiç biri olmasa da olur, kim o filme bunlar için gidiyor ki zaten?

PLN

You Might Also Like

1 comments

  1. Banucum çok teşekkür ederim :))

    Yazı bütün Sex and the City severlere gelsin :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...